Siyez Bulguru

SİYEZ BULGURU

Buğdayın atası olarak bilinen ‘Siyez Bulguru’, genetiği bozulmadan günümüze kadar gelen tek buğday türü olma özelliğini taşıyor.

Genetiği değişmemiş, 2n=14 kromozom yapısıyla tarihteki ilk buğdaydan yapılmaktadır. Yüksek antioksidan içeriğe sahiptir. Hücre yapısını korur, yaşlanmayı geciktirir. İçerdiği B1, B2, B6, B12 vitaminleriyle sindirim ve sinir sistemi için hayati öneme sahiptir. Karbonhidrat değeri düşük, protein değeri yüksektir. Glisemik indeks değeri, (besinlerin kan şekerini düşürme yüzdesi) çok düşüktür. Kolesterol içermez. Posa / Lif bakımından zengin bir gıdadır. Yüksek miktarda mineral ve selüloz sayesinde kabızlığı önler ve bağırsak kanserinden korur. İçerdiği folik asitten dolayı, çocuk ve hamile kadınlar için çok önemli bir gıda maddesidir.

Siyez buğdayı, 10 bin yıl önce, bereketli hilal olarak da adlandırılan Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve Mezopotomya’da yetişen ilk buğday türü. Bu buğdayın ilk kez Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan Karacadağ bölgesinde evcilleştirilerek kültüre alındığı biliniyor. Hititler ve Frigler tarafından Anadolu’da tarımının yapıldığı bilinen buğday. Hititlerce ‘Ziz’ olarak isimlendirilmiş, zamanla da Kaplıca veya Siyez olarak anılmış. Günümüzde Kastamonu bölgesinde yaygın olarak, Balkan ülkelerinde, Almanya, İspanya ve İtalya’da halen ekimi yapılıyor.

Siyez buğdayı, tek başakçıklıdır ve sıkı bir kavuz yapısına sahip. Bu nedenle hastalıklara ve bitki zararlılarına dayanıklı, kurak şartlarda ve fakir topraklarda herhangi bir gübre, ilaç desteği gerekmeden kolaylıkla yetişmekte. Aksine, günümüz tarımında kullanılan ilaçlama ve gübre uygulamaları buğdayın yok olmasına neden olmakta. 2n kromozom yapısındaki buğday, diğer buğdaylarla karşılaştırıldığında yüksek yağ içeriğine ve sarı lutein oranına sahip ve ekmek yapımına uygun değil. Buna rağmen, yapılan çalışmalar insan sağlığı açısından son derece yararlı olduğunu göstermiş

Cevap bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.